ANASAYFA
ASAGİDEMİRCİ.NET
HABERLER
KÖY TARİHÇE
FOTOĞRAFLAR
SÜLALELER
THAMADELER
KÖY KROKİSİ
AYLIK HAVA DURUMU (Şubat)
ASKIDA KİTAP
VİDEO GALERİSİ
KÖY MEZARLIK ZİYARETİ VİDEO
KÖY DERGİSİ TEMEÇ
RESİM YARIŞMASI
ŞİİR YARIŞMASI
Temiz Bir Aşağıdemirci için ATIK YAĞLARI TOPLUYORUZ
BİGA BASINININ EN İYİLERİ 2011
BİGA BASINININ EN İYİLERİ 2012 ve BİGA ANKETİ
2013 YILININ AŞAĞIDEMİRCİLİSİ ÖDÜLÜ
2014 YILININ AŞAĞIDEMİRCİLİSİ ÖDÜLÜ
2015 YILININ AŞAĞIDEMİRCİLİSİ ÖDÜLÜ
HER FOTOĞRAFIN BİR HİKAYESİ VAR
DÜN ve BUGÜN
Yusuf GÜLSEVEN HABER YORUM
İLETİŞİM
HER FOTOĞRAFIN BİR HİKAYESİ VAR

 

Her Fotoğrafın Bir Hikayesi Var; İlyas SAMANCIOĞLU

 

Bir insan hep böyle güzel, uyumlu giyinebilir mi? giyinebiliyormuş elbet! İlyas SAMANCIOĞLU’ndan bahsediyorum. Aramızdan zamansız ayrılan, yıllarca Almanya’da kalmasına rağmen, bir eli hep köyde oldu İlyas amcanın. Çevresini, mahallesini hep derledi, topladı. Köyü güzelleştirmek için hep çaba harcadı İlyas amca… O gün evinin önünde idi. Bir dirhem iki çekirdek derler ya, öyle güzel giyinmişti o gün de. Şapkası bile ceketinin kumaşından yapılmıştı. Biz gençlere taş çıkartacak kadar da yakışıklı ve sohbetinin hiç bitmesini istemezdin konuşmaya başladığında. 1997 yılında bir yaz günü fotoğraf çekmek için izin istediğimde, çok mutlu oldu, tabiki dedi. Beni hiç bir zaman kırmazdı, kırmadı da İlyas amca. O gün çektiğim fotoğrafı ile bir thamedenin, bir büyüğümüzün fotoğrafınıda çekmiş olmanın mutluluğu anatılmaz dı, bugüne kadar anlatılmadı da, sadece yaşandı !

Nur içinde yap İlyas amca, hakkını helal et…!

 

Her Fotoğrafın Bir Hikayesi Var; İsmail KUZU

Yıl 1994, mevsimlerden yaz, aylarda temmuz yada ağustos. O gün bir büyüğümüzün fotoğrafını çekme planım yoktu. Her zaman olduğu gibi sarı bisikletimle çıkmıştım gezmeye. Şans bana okul köprüsünden geçerken güldü diyebilirim. Köprüden geçerken eski ismi ile ”boğanın harmanlığı” ile okul arasından, Yukarıdemirci köyüne giden patikada koyunlarını oltatıyordu İsmail amca. Hatırlayanlar bilir, orada bir orak armudu vardı, onun gölgesinde elindeki sopasına iki eliyle dayanmış hem köyü seğrediyor, hemde eskileri düşünüyordu belkide. Bisikletimi aşağıda bırakarak boynumda asılı fotoğraf makinam ile yanına yaklaştım, İsmail amcanın. “Selamün Aleyküm” dedikyen sonra sohbeti çok seven İsmail amca ile sohbet etmek çok keyifliydi. Fotoğraf çekmek için izin istememe bile gerek kalmadı, çünkü hazırlanmıştı İsmail amca. Belkide çektiğim yaşlıların fotoğrafları arasında, “fotoğraf sanatı” anlamında en beğendiğim fotoğraflarından biri olacağını filmi tab ettirip, kağıda bastırıncaya kadar bilmiyordum. İsmail amcanın, bakışı, takkesinin duruşu ve ışık olarak çok güzel bir fotoğraf olmuştu. Ogün “bu fotoğraftan bende istiyorum” demişti İsmail amca, ama nasip olmadı işte. Fotoğrafı bastırıp hediye edememenin üzüntüsünü hala yaşarım fotoğrafa baktığımda. Allah rahmet eylesin.    

 

Her Fotoğrafın Bir Hikayesi Var: İsmail DEMİREZEN

 

Köyümüzde en uzun süre muhtarlık yapmış, bir çoğumuzun muhtar amcası, kimilerinin bakkal amcası merhum İsmail DEMİREZEN bugün “Her Fotoğrafın Bir Hikayesi Var” bölümümüzün konuğu.

 

Temizliği, titizliği ile yaptığı muhtarlık ile köyümüzde bir döneme damgasını vurmuş değerli büyüğümüz, İsmail amca genelde bakkalın önünde oturur ve gelen geçen ile sohbet etmeyi çok severdi. Yine böyle kış mevsiminde, güneşli bir havaydı o günün fotoğraf çekilecek thamadesi İsmail amca idi. Öğleden sonra yine sarı bisikletim ile yavaşça yanına yaklaştım, İsmail amcanın. Selamün aleyküm, nasılsın İsmail amcanın cevabı bir çoğumuzun bildiği üzere, -iyiyim, Kepşerebe? (çerkesçe evlenmiyor musun?) diye sordu. Yıl 1995, yaşım 22, pekte niyetim yok henüz ama, ne diyeyim, -sığuturep! (bulamadım) dedim bende. Keyifli sohbet biraz öyle devam etti… Sonra fotoğraf çekmek için izin istemenin tam zamanı olduğunu düşündüğüm anda, İsmail amca, büyüklerimizin (dedelerin diyemezdim, İsmail amca kesin kızardı) fotoğraflarını çekiyorum, iznin olursa seninde çekmek istiyorum, dedim. Tabiki, dedi İsmail amca, beni hiç kırmazdı rahmetli sağolsun. Kaşkolunu düzeltikten sonra tarihe bir not daha düşmüş, muhtar İsmail amcanın fotoğrafını çekmiş oldum. Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın. Köy için yaptıklarını hiç unutmayacağız.

 

 

 

Fotoğraf: Hacı Süleyman AYDIN

Yıl 1994, mevsimlerden yaz, tamı tamına 20 yıl öncesi. DEDELER fotoğrafı çekme heyecanı hızla devam ediyor.

Bugün köyümüzün geçmişinde iz bırakmış değerli insanlarından, yıllarca boza yapmış, ailenin lakabı “Bozacı” olmuş, köyümüzde yıllarca kırık çıkıklara bakmış ve çeşitli doğal ilaçlarla insanlara yardım etmeye çalışan Pembe nineden yani annesinden el almış, köyümüz ve çevre köylerin vazgeçilmez halk hekimlerinden Hacı Süleyman AYDIN.

 

Baytarlık, halk hekimliği  konusunda bilgisi, tecrübesi şimdinin okulunu okumuş veterinerlerine taş çıkartan, yardıma ihtiyacı olanların başvurduğu Süleyman amca, öğle namazından direkt eve gelirdi normalde. Bende onun fotoğrafını çekmek için planımı yapmıştım. O gün öğle namazını kılan Süleyman amca, çay içmek için köy kahvehanesine gittiğinden fotoğraf çekme planım suya düşmüş gibiydi. Amma sabrın sonu selamettir diye buna derler herhalde. Bir süre kahvehanede kalan Süleyman amcayı sabırla bekledikten sonra, takip edip evine dönerken sokak başında bizim evimizin önünde yakaladım. Fotoğrafını çekmek istediğimi söyleyince, hiç tereddüt etmeden “çek bakalım” dedi ve kendini ve bastonunu düzelttikten sonra, fotografı çekmemi bekledi.

 

Bu güzel kareyi ölümsüzleştirmenin verdiği mutluluğu anlatamam. Belki de yıllar sonrasına bu fotoğraf karesiyle aktardığımız hacı Süleyman AYDIN’ı rahmetle anıyor, sizler için fotoğrafını “Her Fotoğrafın Bir Hikayesi Var“ bölümünde yayınlıyoruz.

 

Not: Bu fotoğrafın hiçbir yerde yayınlanma iznimiz yoktur.

Fotoğraf: Hacı HASAN BİLİCİ

Her FOTOĞRAFIN bir Çekilme HİKAYESİ var elbet. “DEDELER” dedim, fotoğrafları 1992 yılında çekmeye başladım. Yani 22 yıl önce…  

Yeni hazırladığımız “HER FOTOĞRAFIN BİR HİKAYESİ VAR” bölümümüzde her fotoğrafın çekiliş anını kısa kısa anlatacağız burada. Köydeki insanları, fotoğraf çekilmesi için hazırlanmadan, en doğal halleri ile görüntüleyerek, bir arşiv oluşturmaktı amacım…

İlk konuklarımdan biri de köy muhtarlığı yapmış, tarafımızca yapılan çalışma ile gün yüzüne çıkarıp, yazılı hale getirerek kaybedilmesini önlediğimiz, geçtiğimiz yıla kadar (Ailenin isteği ile sitemizden kaldırılana kadar) yayınlanabilecek kısımlarını ayıklayarak, topluma ait konuları yayınladığımız günlüklerin yazarı, küçükle küçük, büyükle büyük olmayı bilen, Cucoko Hacı Hasan BİLİCİ…

Hacı Hasan BİLİCİ’nin, Dedeler, Thamadeler bölümünde kullanılan fotoğrarafı,  1993 yılında bir ilkbahar günü çekildi. O yıllarda, hala kullandığım sarı renkli bisikletim ile fotoğrafını çekeceğim yaşlıları kollar, takip eder uygun olunduğunda fotoğrafı çekmek için izin isterdim. (Gerçi o günlerde kimse benim ne yaptığıma bir anlam veremez, tabiri caiz ise “Deli” der geçerlerdi…) O gün Hasan amcanın fotoğrafını çekmeyi planlamıştım. Öğle namazından sonra eve gidenken, şimdi Musa Bilici’nin evinin girişinde bulunan damın önünde bisiklet ile yetiştim.

Selam verdikten sonra yüz, portre fotoğrafını çekmek istediğimi söyledim, izin istedim. Hasan amca “çeloh, ne yapacaksın fotoğrafımı çekip” diye sordu. Köyümüzdeki tüm büyüklerin, dedelerin fotoğraflarını çekiyorum dememle, Hasan amcanın meşhur bastonunu yemem bir oldu! “Ben o kadar yaşlı mıyım?” dedi muzip bir gülümsemeyle. Ve  sonra, güzel bir poz vererek, akıllarda kalan fotoğraf karesi çıktı ortaya.

Eski fotoğraf makineleri filmli olduğu için, şimdilerdeki gibi otomatik ayar yapamdığı, sizin yapacağınız ayarlar fotoğratın üzerinde son derece etkili olduğu zamanlar. Onlarca fotoğraf çekip beğenmediklerinizi “Delete” etmek gibi bir seçeneğim olmadığından, tek çekim hakkım vardı. Onu da “diyafram, ışık, enstantane…” gibi ayarlar doğru yapmalı ki güzel bir fotoğraf ortaya çıksın!

Ve sonuç ortada, değerli bir büyüğümüzün fotoğrafıda ölümsüzleştirmenin verdiği, mutluluk ile Hasan amcaya teşekkür edip bisikletime atlayıp, kahvehaneye geri dönmüştüm. Daha sonrasında büyüterek ve çerçeveleyerek hediye ettiğim fotoğraf hâla odasının duvarında asılıdır. 

O zamanlarda çok lüzümsuz olarak görünen bu fotoğrafların değerinin anlaşılmaya başlaması beni memnun ediyor fakat bazı kişiler tarafından da sahiplenilmesi ve kendilerine mâl edilmeye çalışılması da çok üzücü ve ayıp… 

Köyümüze büyük emeği geçen, değerli büyüğümüz Hacı Hasan BİLİCİ'yi rahmetle anıyoruz. Allah (cc) rahmet eylesin. 

Not: Bu fotoğrafın hiçbir yerde yayınlanma iznimiz yoktur.

 

 

 

 

 
© Aşağıdemirci Köyü - Alaattin Akçal Özel Web Sitesi
Adres:
Telefon: / Fax: