ANASAYFA
ASAGİDEMİRCİ.NET
HABERLER
KÖY TARİHÇE
FOTOĞRAFLAR
SÜLALELER
THAMADELER
KÖY KROKİSİ
AYLIK HAVA DURUMU (Şubat)
ASKIDA KİTAP
VİDEO GALERİSİ
KÖY MEZARLIK ZİYARETİ VİDEO
KÖY DERGİSİ TEMEÇ
RESİM YARIŞMASI
ŞİİR YARIŞMASI
Temiz Bir Aşağıdemirci için ATIK YAĞLARI TOPLUYORUZ
BİGA BASINININ EN İYİLERİ 2011
BİGA BASINININ EN İYİLERİ 2012 ve BİGA ANKETİ
2013 YILININ AŞAĞIDEMİRCİLİSİ ÖDÜLÜ
2014 YILININ AŞAĞIDEMİRCİLİSİ ÖDÜLÜ
2015 YILININ AŞAĞIDEMİRCİLİSİ ÖDÜLÜ
HER FOTOĞRAFIN BİR HİKAYESİ VAR
DÜN ve BUGÜN
Yusuf GÜLSEVEN HABER YORUM
İLETİŞİM
KUTSAL TOPRAKLAR
İlknur KILIÇ


2011 Mart ayının sonlarında Diyanet Umre programlarına dahil olarak umreye gitmeye niyetlendik. Başvurular ise aylar önceden yapılmıştı. Ancak talep yoğunluğu  yüzünden tercihimiz olan programa en yakın olanını seçebilmiştik.  Mart  2011  itibari ile umreye gidenlerin sayısı 2010 umrecilerinin toplam sayısına erişmiş bile… Gerek özel turların gerekse Diyanetin çeşitli sürelerde  ve bunlarla ilişkili olarak değişen fiyatlarda umre programları var, keseniz , niyetiniz  hangisine uygunsa artık.

Her ne kadar Umre yolculuğu mekana yapılan bir yolculuk olsa da  aslında bir bakıma da insanın kendini keşfe çıktığı içsel bir yolculuk. O yüzden oraya vardığımda manevi heybedekilerin de  azık olarak  gerektiğini anladım.

Havaalanında eş dost toplanmış bizi uğurlamaya gelmişti. Heyecan, mutluluk, huzur birbirine karışmış olarak selam ve duaları da emanet aldık  ve sevdiklerimizi ardımızda bırakarak en sevgiliye doğru yola çıktık. Suudi havayolları ile yaklaşık 3,5 saat süren bir yolculukla Ciddeye oradan da  otobüsle yaklaşık 6 saat’ lik  bir yolculukla Medine’ ye vardık. Eşyalarımızı otele bırakarak hemen Mescidi Nebeviye koştuk.

Vahyin en çok indiği mekanlardan biri olan  Mescidi Nebevi , Mescidil Haram ve Mescidil Aksa ile birlikte en önemli üç mescitten biriymiş. Otelimiz Mescidi Nebeviye çok yakındı ancak yaklaşık 400 000 m² ‘lik bir alana kurulmuştu ve biz yaklaşık 15 dakika yürüyerek bayanlar kapısına ulaşabiliyorduk. Mescidin bahçesine girince bambaşka bir hava sarıyordu insanı…Sanki yıllardır orada yaşıyormuşcasına  tanıdık, huzurlu ve dingin…Bu genel hava aslında tüm Medinede hissediliyordu.Çoğu umreci de bunu böyle ifade ediyordu zaten.

 

 

 Burada esas bölüm olan Hücre-i Saadet (Peygamberimizin vefat ettiği, Hz. Aişenin odası ) ’i ziyaret ise en önemli kısımdır.Zira Peygamber
efendimizin “ Beni vefatımdan sonra ziyaret eden , sağlığımda ziyaret etmiş gibidir”; “Kabrimi ziyaret edene şefaatim vacip olur “ dediği  hadisleri de rivayet edilmiştir. Resul-i Ekrem, mescidinde namaz kılmayı teşvik etmiş,  evi ile minberi arasındaki yerin -ki buraya Ravza-i Mutahhara denir ve Cennet bahçelerinden bir bahçe olduğunu bildirmiştir. Ravza-i Mutahhara ‘dan başka yeryüzünde cennetten olduğu bildirilen bir yer yoktur. Mescit içindeki yoğun kalabalık sebebiyle ülkeleri grup grup  Ravza ziyaretine alıyorlar. Biz de Türkiye grubu ile beraber birkaç saat bekliyor  ve saatler sonra da olsa ziyaretimizi tamamlıyorduk.Ama bu uzun bekleyişlerde ; gerek ziyaretimizin heyecanıyla gerekse bizimle ilgilenen görevli bayanların sohbetleriyle zaman hızlıca akıp geçiyordu.Baktığınızda bir adım ötede yeşil halı üzerinde  cennet bahçesindesiniz.Mekanın değil mananın boyut kazandığı yer. Kapatın gözlerinizi ve ne hissettiğinizi siz düşünün.

 Resul-ü  Ekremin kabrinin yanında, Hz. Ömer ve Hz .Ebubekir’ in de kabirleri bulunmakta. Ancak bayanlar kısmından bakıldığında sadece hiza
olarak anlaşılan kabirlerden dua ederek geçiyor ve ziyaretimizi tamamlıyoruz. Bundan sonra hangi vakit gidip ne kadar kalacağınız size kalmış. Grup olarak gitmemize rağmen çoğu zaman bireysel takılabiliyorsunuz.

Grup olarak Cennetül- Baki denilen ve halen Medine mezarlığı olarak kullanılan, şehir mezarlığı ziyareti de vardı. Dışarıdan bakıldığında boş bir arazi gibi görünen bir alan sanki. Türkiyedeki gibi  mermer taşına bakıp ihtişam saydığımız süslü kabirler yok burada. Mezarlar sadece baş ve ayak ucuna konan taşlarla belirlenmiş. Sade, sıradan ama etkileyici.Burada vefat eden ziyaretçiler de memleketine gönderilmiyor ve defnediliyor.

Yeşil kubbeli görünen Peygamber Efendimizin kabri,  mescidin bahçesine girerken daha karşılıyor bizi. Eski zamanlardaki gibi; ayrı bir şehre girmiş hissediyor insan kendini. Mescide girdikten sonra ise göz alabildiğine uçsuz bucaksız bir ibadethane…Genelde tüm girişlerde büyük termoslar içine zemzem suları ikrama sunulmuş.Oturduğumuz herhangi bir yerden yukarı bakınca uzayıp giden  giden kubbelerse sonsuzluğu çağrıştırıyor.Burada fotoğraf çekimine izin verilmiyor.İnatçı ve ısrarcı olunursa gizli çekimler yapılabilir tabi ancak durum ve mekan olarak böyle bir ısrara gerek duymadık.

 

 “Hacılar bedeniyle Kabe yi tavaf eder, beka ister

Muhabbet ehli kalbiyle arşı tavaf eder, lika ister.”

Kabede yapılabilecek en güzel ibadetlerden biri de  “Tavaf” mış. Tavaflarımızdan birinde babamla birlikte “hatim” denilen ve daha önceden Kabeye dahil olan yarım daire şeklindeki  alana girdik ve ilk defa Kabeye dokundum. Kabenin kendine has kokusunu içine çekerken,  tarif edilemez duygulara kapılıp gidiyor insan.   

 

Mekke civarında da bir grup gezimiz oldu. Bu gezimizde civardaki mescitleri , Arafat , Minayı, Müzdelifeyi, Hira ve Sevr Dağını ziyaret ettik. Ayrıca Mekkenin merkezindeki şu an müze- kütüphane olarak kullanılan Peygamberimizin doğduğu evi‘ de ziyaret edebildik.  Umrede Arafat, Mina ve Müzdelife’de yapılacak herhangi bir iş ve davranış yoktur.Ancak umreye
gelenler haccın rüknü ve vacibi olan ibadetler için burayı görmek isterler. Arafat ; Hz. Adem ile Hz. Havvanın yeryüzüne indikten sonra buluştuğu, Hz. Peygamberin Veda Hutbesini okuduğu , hacıların arife günü vakfeye durarak af dilediği yerdir.Arafat’a grupla beraber çıkabildik.Ancak o kadar çok satıcı ve dilenci vardı ki manevi havası bu ortamda eriyip gitmiş.

 

 

Diğer yerlerden ise genelde otobüsle  yada kısa ziyaretlerle geçtik. Hira ve Sevr Dağlarını ziyaret için ise akşam ayrı bir grup oluştu, ayağına ve gücüne güvenenler için Umremiz boyunca  ibadethanelerde o kadar çok çocuk vardı ki onları da cemaatten sayar olmuştum. Ama hepsi küçük hacılar olmuş gibi vakar doluydular. Namaz kılarken imamın içinden okuduğu sureleri bebekler-çocuklar cıvıltı ve ağlama sesleri ile dolduruyorlardı.Anneler ise bir o kadar sessiz ve sakin.Tavaf sırasında bile ailelerin baş tacı olan çocuklar görülmeye değerdi…

 

 

Hemen her vakit namazının ardından  cenaze namazı kılınıyordu. Meğer ne çok cenaze varmış.Hatta bir keresinde cenazeleri görme fırsatımız oldu.Kahverengi, yeşil bezlere sardıkları cenazeyi bir tahtanın üzerine koyup koşarcasına kabre götürüyorlardı. Bizdeki tüm ritüellerle karşılaştırınca  yine daldım düşüncelere.

 

 

Mekke, Medine’ye göre daha kaotik ve gürültülü bir şehir. Şehre ilk girdiğimizde Zemzem Kuleleri
karşıladı bizi. Osmanlı Devleti’nin Kabe’yi korumak için 18. yüzyılda yaptırdığı Ecyad Kalesi’nin yerine yapılan dev kuleler bunlar. Kale, Ocak
2002′de Suudi Arabistan hükümeti tarafından yerine otel yapmak için yıkılmış. Ecyad tepesi düzleştirildiği için kompleks, Kabe’ye iyice yakınlaşmış. Yaklaşık 800 metre yükseklikteki Sevr Dağı’ndan bakıldığında Mekke’ye hâkim tek yapı olarak Zemzem kuleleri gözüküyor. Kalenin yıkılmasıyla Mekke’deki 500 yıllık Türk hakimiyetinden geriye Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamit tarafından Kabe’nin etrafında inşa edilen revaklar dışında eser kalmamış.Kuleler otel ve alışveriş merkezi olarak kullanılıyor..O kadar büyük ve ihtişamlı bir yapının Kabe etrafında bu kadar yakında olmasını  Arap kültürünü anlamaya çalışmadan yadırgıyorum biraz.Kim bilir belki burada konaklasaydım farklı bir bakışla
düşünebilirdim.Kuleler dışında da alışveriş yapılabilecek çok yerler var.Ancak tavsiye edilen en güzel hediyeler hurma ve zemzem. Hurmayı Medine’den zemzemi ise Mekke’den temin edebilirsiniz.

 

Yemeklerimiz, kaldığımız otellerde Türk damak tadına uygun olarak  sunuldu.Hatta içtiğimiz zemzem sularının etkisiyle mi bilmem son zamanlarda yemek yeme ihtiyacı duymaz olmuştuk. Yine de dışarıda  değişik tatlar denemek isterseniz  kolayca ulaşabileceğiniz çeşitli et ve hamur işi yemekler var. Ancak hijyen ve servis konusunda titiz biriyseniz biraz zorlanabilirsiniz. Arapların kakuleden ve az kavrulmuş kahveden yaptığı aromatik  kahvelerini severim ama  bir kere içebildim. lur da bir yerlerde
rastlarsanız hurma ile birlikte benim için de bir fincan için derim.

 

Sizin için yazıyı yazarken büyük keyif aldım ve özlediğimi hissettim. Eğer siz de bu keyfi yaşamak isterseniz tek tavsiyem mümkün olduğunca genç gitmektir. Yaşlı hacıların çoğu Türkiye’den.Ancak bu yolculuk aynı zamanda fiziksel güçlülük de gerektiren ve farkındalıkla dönüldüğünde  manevi heybemize katacak azık için zaman gereken bir yolculuk. Orada bulunan ve gönlünden gitmeyi dileyen tüm gönül dostlarına selam ve dua ile…

 

Sevgiyle kalın…

İlknur Kılıç 07-27/ Nisan/2011

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Medinede kaldığımız sürede hurma bahçesine ve çevredeki mescit ziyaretlerine de gittik.Hurma bahçeleri gün geçtikçe azalıyormuş.Bahçe sahipleri otel inşaası yapılabilsin diye bahçeleri kasıtlı olarak kurutuyorlarmış, ne acı. Amacınız bahçeleri görmek değil sadece hurma almaksa bahçelere kadar gitmek zahmetine katlanmanıza gerek yok.  Alışverişinizi  Medinedeki hurma pazarından da gönül rahatlığıyla yapabilirsiniz.

 

 

 

Medine günlerimizde Uhud Dağını ve Medine yakınlarındaki mescitleri de ziyaret ettik. Uhud Savaşında başlangıçta Müslümanlarca üstünlük sağlamışsa da Ayneyn tepesindeki okçuların talimatlara uymayarak yerlerinden ayrılmasıyla  Hz. Hamzanın da aralarında olduğu yetmiş sahabe şehit olmuş. Bugün hiçbir türbe ve mezar yapısının  bulunmadığı Uhud  Şehitliği de etrafı duvarla çevrili boş bir alan olarak ziyaret edilmektedir. 

 

 

 

Ziyaret ettiğimiz mescitlerden  Mescid-i Kuba ve Mescid-i Kıbleteyn bence  en ilgi çekici olanlarıydı.Resul-ü Ekrem Mekkeden Medineye hicret ederken Kubaya ulaşınca burada bir süre kalmış ve ilk mescidi yaptırmış.Kuba mescidinde namaz kılmayı umreyle eşdeğer gören Hz.Peygamber Cumartesi günleri de burayı ziyaret edermiş.Biz de bu sünnete icabet ederek bu ziyaretimizden başka bir cumartesi günü tekrar Kuba Mescidine gitmiştik.

 

 

  Mescid-i Kıbleteyn mescidi ise Beni Selime Mescidi iken Resul-ü Erkemin burada namaz kıldırdığı bir vakitte vahiy gelmesiyle kıblenin
Kudüs’teki Mescidi Aksa’dan , Kabeye çevrilmesi üzerine “ iki kıbleli mescid ”  anlamına gelen bugünkü adını almış. Mescidi Nebevinin  etrafındaki mescitleri ve Medine istasyonunu da gezdik, gördük. Hicaz demiryolu kullanıldığı zamanlarda Medine yakınlarındaki raylara keçe döşenmiş ki şehrin içinde gürültü olup   Resul-ü Ekrem rahatsız olmasın. Osmanlının gösterdiği bu saygıyı ve inceliği ne yazık ki
bu zamanda görmek pek mümkün değil. Günümüz Medinesinde  yoğun inşaat gürültüsü her tarafı kaplamış, uğultu şeklinde her an kulaklarımızda. Ayrıca Medineyi maket olarak görebileceğiniz ve hicretten sonra yaşanılanların tasvir edildiği  müzeyi gezdik. Biz uğrayamadık fakat zamanı olanlara medine çıkışında Bedr şehitliği’de müstesna ziyaret edilecek yerler arasındaymış.

Medinedeki günlerimiz azalırken hurma alış-verişlerini ve veda ziyaretlerini tamamlayıp Mekke yolculuğu için gönlümüzü hazırlıyorduk.

Derken Medineden ayrılış günü gelip çattı.  Umreye niyetlenerek  ihramlarımızı giydik. Zaten böyle bir yolculuğa niyet ederseniz yanınızda size rehber olacak ve neler yapmanız gerektiğini anlatacak kişiler bulunacaktır İhrama girmek , en başta tüm dünyevi ayrıcalıktan soyunmayı ve tüm insanlarla eşitlenmeyi simgeler. Umrenin niyet edildiği ve namaz kılındığı belli “Mikat” yerleri vardır. Medineden Mekkeye gideceklerin ihram yeri    ( mikat ) olarak Hz. Peygamber tarafından Mescid-i Zülhuleyfe  belirlenmiş. Medineye 11 km. uzaklıktaki bu mescitte namaz kılarak umreye niyetlendik ve telbiye getirerek   Mekkeye doğru yola çıktık. Yaklaşık 4 saatte Mekkeye vardık

“Buyur Allahım buyur! Emrindeyim buyur! Senin hiçbir ortağın yoktur. Emrindeyim buyur! Şüphesiz hamd sana mahsustur.Nimet de senin , mülk de senindir.Senin hiçbir ortağın yoktur.” anlamındaki telbiye dudağımızda, Kabeye vardığımızda vakit akşamdı.Vakit namazını hep beraber eda edip Kabeye yöneldik.Tüm umre boyunca ilk defa bu kadar duygulanmıştım. İşte Kabe karşımdaydı.Derler ki; Kabeyi ilk  gördüğünde edilen dualar kabul olurmuş.Dua ile titreyen dilime kalbimin de eşlik etmesiyle tavafa( Kabe etrafında dönme) , umre tavafına başladık.Saatimi bile kolumdan çıkardım.Ne, zamanı ne,  başka bir şeyi düşünmeden sadece o anı hissetmek istiyordum ve öyle de yaptım. Kabe bir semboldur. Mesele;  yalnızca mekan olarak yakınlık değil, kişinin bu yakınlığı Rabbine olan manevi yakınlığı da arttırmaya vesile kılabilmesidir.Gözümüz Kabede,  gönlümüz Yaradanda  müminler denizinde katre  olup aktık…

Yazara Ait Diğer Makaleler
KUTSAL TOPRAKLAR (2013-10-11)
NİJERE GÖNÜLLÜ YOLCULUK (2013-03-13)
Anavatandan Atavatana; ADİGEY GEZİSİ (2012-12-14)


Bookmark and Share



FancyBox 1.3.4 | Demonstration
Günün Fotoğrafı


Duyurular
Adige Xase Çerkes Derneği Bayrak Günü Dostluk Yemeği - 23.04.2016
Ahmet SALTAŞ Sünnet Merasimi – 14.05.2016
Uluslararası Adige Filolojisi Sempozyumu 13-15.05.2016
Çetin Berna SEZEN çifti NİKAH – 16.04.2016
Çetin-Berna ÇETİN çifti DÜĞÜN – 14.05.2016
ANBAROBA KÖY HAYRI - 15.05.2016
YENİMAHALLE KÖYÜ HAYRI – 22.05.2016
Kerem-Neslihan ARSLAN Çifti DÜĞÜN – 07.07.2016

Nurettin AKÇAL
SAKAL

TEMEÇ
Biga Şehidini Unuttu: Jan. Er. MEHMET ÖZER

Konuk Yazar
Sanatevi ve Biga Ekolojik Film Festivali Hakkında

İlhan ELMAS
DONKİŞOT

Osman KİBAR
OSMAN KİBAR dan Şehit Uzm.Çvş. ULAŞ AÇIKGÖZ DESTANI

Seren ÖZDEN
SETENAY

Dr.Muhammet AKKAYA
ÖKSEOTU ve MÜCADELESİ

Yusuf GÜLSEVEN
UMUMİ İSTEKLERİM “İZ”

Çerkes Ethem in Ele Geçen Hatıraları
Ve Nihayet Yunan hatlarında önce bozgun merkezde başladı ve diğer taraflarada sirayet etti

Cahide Ulaş AYTAR
ÖĞRETMENİM

İlknur KILIÇ
KUTSAL TOPRAKLAR

Harun ŞİREN
Biga Kafkas Derneği Binası ve Destekleyenler – III

Erkan KILINÇ
Ortadoğu da yeni haritalar-Suriye

Osman KÜÇÜKIŞIK
YAZA DAMGASINI VURAN TIRTILAR

Numan ÜNER
Biga'da Birlik Beraberlik ve Türevleri



© Aşağıdemirci Köyü - Alaattin Akçal Özel Web Sitesi
Adres:
Telefon: / Fax: