ANASAYFA
ASAGİDEMİRCİ.NET
HABERLER
KÖY TARİHÇE
FOTOĞRAFLAR
SÜLALELER
THAMADELER
KÖY KROKİSİ
AYLIK HAVA DURUMU (Şubat)
ASKIDA KİTAP
VİDEO GALERİSİ
KÖY MEZARLIK ZİYARETİ VİDEO
KÖY DERGİSİ TEMEÇ
RESİM YARIŞMASI
ŞİİR YARIŞMASI
Temiz Bir Aşağıdemirci için ATIK YAĞLARI TOPLUYORUZ
BİGA BASINININ EN İYİLERİ 2011
BİGA BASINININ EN İYİLERİ 2012 ve BİGA ANKETİ
2013 YILININ AŞAĞIDEMİRCİLİSİ ÖDÜLÜ
2014 YILININ AŞAĞIDEMİRCİLİSİ ÖDÜLÜ
2015 YILININ AŞAĞIDEMİRCİLİSİ ÖDÜLÜ
HER FOTOĞRAFIN BİR HİKAYESİ VAR
DÜN ve BUGÜN
Yusuf GÜLSEVEN HABER YORUM
İLETİŞİM
Osman KİBAR; Ve SİNEMA
Konuk Yazar


Ve SİNEMA

Bizde ilk sinema Yeşilköy’e Rusların diktiği utanç anıtının yıkılış filmidir. Kargaşa ve çözülüş döneminin tabii sonucu olarak bu film arşivlenememiştir. Osmanlı bir arşiv ve belge devletiydi ama haleflerinin (mesela TC) bu konuda hiç de duyarlı olmadığı ayrıca Onun belgeciliğini/belgelerini yok etme eğiliminde oldukları bilinir. Bunun utançlı örneklerini sıralayarak konudan uzaklaşmak istemeyiz. Dünyada ilk telgraf hattı İstanbul’da Abdülaziz devrinde bize nasip olduğu halde telefonun yaygınlaşması için doksanlı yıllar beklenmiştir. Bu bile meraklılar için uyarıcı bir ipucu sayılabilir. Tekel’e eğilimli sistem sinemayı da kendisi için bâkir bir alan bulmuştur fakat usulünce değerlendirdiği söylenemez. Sektörü elinde tutanlar -benzerlerinde görüldüğü gibi- Selanik’ten göçüp İstanbul’u mesken edinmiş dönme bir aile olmuştur. Sinema politikasında ilgisiz bilgisiz ve âtıl kalan devletin yanında sivrilen Muhsin Ertuğrul adı sistemin yapısına uygun -ve tabii ki- kalitesiz bir çizgiyle yılları gaspetmiştir. Hint, Arap ve Uzakdoğu (hatta Afrika) sinemasına göre kıyas kabul etmez geri bir standartın beyazperdesinde uzun zaman bu gölgeler at koşturmuştur. Adı bile bataklı diye başlayan sonraları vurun kahpeye biçiminde daha saldırgan müsamereler film karelerini işgal etmiştir. Kanun Namına (Ö. Lütfü Akad, 1952) ile advantura bir yol tutan sinema, dayatmadan çok eğlenti ve onun istismarı olan değişik seviye irtifaları yaşamıştır. Namuslu pavyon dilberlerinin bitmez ve onulmaz aşk maceraralarına gözyyaşı döken Müslüman-Türkler vücuduna sahip olunan ama ruhuna asla yosmaların baygın bakışlarında -boş yere- Leyla’dan Şirin’den izler icad etmekle avunadurmuştur. Bacak gerdan showlar, estetik düşmanı kılıklı muhtevasız öpüşme sahneleri, karı suratına çarpılan para desteleri, fakir genç zengin kız, kör kızın umutsuz aşkı, tahta kılıçlar, dekor süsü verilmiş döküntü paravanlar, ışıktan nasipsiz planlar, senaryosuz konular, arkalar dönülerek yapılan dil katiamları, n’ayır… n’olamaz’lar, yelinden devrilinen yumruklar, bitmeyen kurşunlar, sözde aile dramaları, herhangi bir gezegende bile adres bulamayacak yoz köy sahneleri kötü ışık pis makyaj ve gülünç kostümler…

Ve Yeşilçam… Milyonlarca metre negatife yazık edilmiştir. Gariptir ama Türkiye’de kovboy filmi dahi çevrilebilmiştir. Osman Fahri’nin deyişiyle bu tam bir karamizahtır. Ama bir Sevmek Zamanı’nın (Metin Erksan, 1965) hakkını yemek insafsızlık olur. Yeniden çekmeye cesaret edemediklerine göre iyi film olmalı! Yeşilçam’ın bir derdi de kaliteli versiyon kaçkını ve kalitesiz intihal sabıkalısı oluşudur. Amerikan sinemasının benzeyenleri ile senaryo, jön ve tipleme kuran Yeşilçam bir türlü hız ve onun ifadesi tempodan nasiplenememiştir. Yabancı film istilası ve tv’den bahsetmeye bile gerek görmüyoruz. 1970 ve Yücel Çakmaklı’nın (Huzur Sokağı’ndan uyarlama) Birleşen Yollar’ı, ardından Gençlik Köprüsü (Salih Diriklik, 1975); biz’den bir şeyler. Güneş Ne Zaman Doğacak (Mehmet Kılıç, 1977) ise sözde Ülkücü sinemanın ilk ve haliyle son absurd denemesi! Sol sinema diye ayrıca bir şey yok, Yeşilçam demek zaten ateist sol marjinal porno ve kalite dışılık demektir. Milli Sinema ilk yetmişlerde konuşuldu. Şimdilerde Beyaz Sinema adı öne çıkıyor. Adı her ne olursa olsun artık Yeşilçam’ın dışında Yeşil çınarların da olduğu ve oraya rağmen da bir şeyler yapılabileceği/yapıldığı biliniyor. Ve bu noktada bizim derdimiz de başlıyor. Milli Sinema Beyaz Sinema gibi değişik adlandırmalar yapılsa da meram aynıdır. Dolayısıyla dertleri de aynıdır. Yani bizim bir sinema derdimiz vardır. Bizim dışımızda gelişmiş bize karşı/aykırı yollar tutmuş bir oluşun içinde olmak rağmen sinema yapmak durumundayız. Oyun ve oyuncuya gelince… İyiler -belki- tamam da kötü’yü kim oynayacak? Herkes şef olmuş savaşçı kıtlığı çekiliyor diyen bir Kızılderili atasözü bizler için söylenmiş gibidir. Devşirme karekter oyuncuları Beyaz Sinema’da pek iğreti kalıyor. Yine bugün Tuhaf Sinema denebilecek bir ekol daha var. Uyuşuk tipler pısırık ve yer yer boş bakışlı adamlar ne Arap ne de Türk giyimi olmayan kostümler, provasız çekimler, tek kamera ve hareketsizlik, çok yavaş ve nerdeyse ağır çekim kareler, casting nedir bilmezlik, tiplendirme bilgisi eksikliğinin sırıttığı çerçeveler, resim seçicilik ve sanat yönetme nedir bilmeyen mekandan habersiz sözde sinema adamları, vaazı bile zorlayan sıkıcı konuşmalar, aşırı nezaket cümleleri, sıkışınca slogana sarılmalar, boş platoları tarayan kamera gayretleri, klasik Yeşilçam filmlerinde görülen ölen adamın nutuk atmasını aratmayan uzun tiradlar ve tempo düşmanlığı… Çağrı (Mustafa Akkad, 1976) ve Ömer Muhtar (Mustafa Akkad, 1981) gibi filmler İslamı anlattığı halde hareket üzerine kurulu çekimlerdir ve dünya standartları zorlanmıştır. Bizdekiler ise fon sinema olarak çekiliyor. Buna arka dekorun sineması da denebilir! Bize göre -böyle bir iddia taşımamasına rağmen- Milli Sinema veya sinema gibi sinema Ve Recep ve Zehra ve Ayşe (Yusuf Kurçenli, 1983), Merdoğlu Ömer Bey’dir (Yusuf Kurçenli, 1986) ve herhalde Dönüş (Türkan Şoray, 1972) de yabana atılamaz. Sosyalist/sol sinemanın ise denizi bitmiştir olmayan malzemesi tükenmiştir. Artık marjinal ve sözde entel (kendi deyişleriyle uçuk) takılıyorlar. Eskiden Yeşilçam düşmüş kadının kurtuluş macerasını işlerdi, şimdi özgür kadın imajını dayatıyor. Bazılarından Dönerken Islık Çal’masını (Orhan Oğuz, 1992) isteyerek cinsi sapıklığa çağdaş yorumlar getiriyor. Kız Kulesi Aşıkları’yla (İrfan Tözüm, 1993) sözde erotik düşsel izdüşümler kotarıyor… Ama bir Anayurt Oteli (Ömer Kavur, 1986) hikayenin gücüyle sinemayı yakalıyor. Türkiye’de en iyi filmi sinema bilmeyen amatörler çekiyor! Sürgün Öğretmen (Mehmet Tanrıverdi, 1992), acemi şansı denemez bir samimiyetin ürünü olmuştur. Değişmeyen bir şey var: Türk filmlerinde kimse konuşmuyor!

Eskiden -en azından- sırtını dönerek de olsa söyleşenlere rastlanırdı. Rol mü o ne demek? Seyirci mi o da kim?

Osman KİBAR

[email protected]

 

Yazara Ait Diğer Makaleler
Sanatevi ve Biga Ekolojik Film Festivali Hakkında (2016-12-26)
Osman KİBAR; Ve SİNEMA (2014-04-22)
Yazar Mahmut ŞENOL, Köy Çeşmesinde Sıcak Su (2013-09-05)
Osman KİBAR, PANAYIRLAR Ah panayırlar, benim panayırlarım (2013-04-15)
Yazar Mahmut ŞENOL, İKİ KÖYÜN HİKAYESİ, Osmaniye Aşağıdemirci (2013-02-20)
İDRİS KARAMAN, Biga Sebze Meyve ve Gıda Pazarcılar Esnf. Koruma ve Güçld. Projesi-I (2012-12-10)
İDRİS KARAMAN, Biga Sebze Meyve ve Gıda Pazarcılar Esnf. Koruma ve Güçld. Projesi-II (2012-12-10)
Zafer DÜNDAR, DAMASCUS Kafkas Kılıcı nın Hammaddesi Bulundu (2012-09-11)
Biga Kaymakamı Sn.Fatih Genel, KAFKAS KILICI (2012-07-03)
Ayhan ÖZDEN, Adige Khase Çerkes Derneği Açıklama (2012-06-05)
Nihat Küçükkoyuncu, Biga Adige Gençliği Bayram Etkinlikleri (2011-11-17)
Adnan Huade ile Perit Dergisi Söyleşisi (2011-10-12)
Durukan DUDU, Çerkes’in tahta’sı, kaşen’in bakması (2011-09-20)
Biga Kaymakamı Sn.Fatih GENEL, Recep Yazıcıoğlu (2011-08-12)
Osman Kibar, VAFTİZ ADI: TC (2011-07-01)
Biga Kaymakamı Sn.Fatih GENEL, Baba Nasihati (2011-06-13)
Muzaffer TANRIKULU Seçime Doğru (2011-05-28)
Biga Kaymakamı Sn. Fatih GENEL, Üreten ve Gelişen Biga (2011-05-20)
Şeyda BÜYÜKGÜNGÖR Seyid Onbaşıya Mektup (2011-05-02)


Bookmark and Share



FancyBox 1.3.4 | Demonstration
Günün Fotoğrafı


Duyurular
Adige Xase Çerkes Derneği Bayrak Günü Dostluk Yemeği - 23.04.2016
Ahmet SALTAŞ Sünnet Merasimi – 14.05.2016
Uluslararası Adige Filolojisi Sempozyumu 13-15.05.2016
Çetin Berna SEZEN çifti NİKAH – 16.04.2016
Çetin-Berna ÇETİN çifti DÜĞÜN – 14.05.2016
ANBAROBA KÖY HAYRI - 15.05.2016
YENİMAHALLE KÖYÜ HAYRI – 22.05.2016
Kerem-Neslihan ARSLAN Çifti DÜĞÜN – 07.07.2016

Nurettin AKÇAL
SOY AĞACI

TEMEÇ
Biga Şehidini Unuttu: Jan. Er. MEHMET ÖZER

Konuk Yazar
Sanatevi ve Biga Ekolojik Film Festivali Hakkında

İlhan ELMAS
DONKİŞOT

Osman KİBAR
OSMAN KİBAR dan Şehit Uzm.Çvş. ULAŞ AÇIKGÖZ DESTANI

Seren ÖZDEN
SETENAY

Dr.Muhammet AKKAYA
ÖKSEOTU ve MÜCADELESİ

Yusuf GÜLSEVEN
UMUMİ İSTEKLERİM “İZ”

Çerkes Ethem in Ele Geçen Hatıraları
Ve Nihayet Yunan hatlarında önce bozgun merkezde başladı ve diğer taraflarada sirayet etti

Cahide Ulaş AYTAR
ÖĞRETMENİM

İlknur KILIÇ
KUTSAL TOPRAKLAR

Harun ŞİREN
Biga Kafkas Derneği Binası ve Destekleyenler – III

Erkan KILINÇ
Ortadoğu da yeni haritalar-Suriye

Osman KÜÇÜKIŞIK
YAZA DAMGASINI VURAN TIRTILAR

Numan ÜNER
Biga'da Birlik Beraberlik ve Türevleri



© Aşağıdemirci Köyü - Alaattin Akçal Özel Web Sitesi
Adres:
Telefon: / Fax: